Volume 7 (2026)

Sayı Bilgileri ss. i - vi
Issue Information

Öz

Anahtar Kelimeler:

Araştırma Makalesi ss. 1 - 21
Out-of-Class Learning Experience in Social Studies Course with AGORA Mobile Application
Serap Çimşir

Öz

The objective of this study is to evaluate the effect of the out-of-class learning (OCL) experience facilitated by AGORA mobile application—developed specifically for the instruction of historical and touristic sites in the social studies course within the scope of an Erasmus+ project—on the academic achievement of fourth-grade primary school students and to examine the opinious of teachers and students regarding the AGORA platform. The study group comprises 42 teachers involved in the project and 23 students who participated in the experimental intervention. Data were acquired utilizing Social Studies Achievement Test developed by the project team alongside Teacher and Student Questionnaires. Dependent samples t-tests, frequency, and percentage values were employed in the statistical analysis of the data. The results demonstrated that the OCL experience mediated by AGORA mobile application significantly enhanced the academic attainment of the students and that both students and teachers held positive views regarding the OCL experience integrated with AGORA mobile application.

Anahtar Kelimeler: Academic Achievement, Erasmus+ Projects, Out-Of-Class Learning (OCL), Mobile-Assisted Learning, Social Studies

Araştırma Makalesi ss. 1 - 20
Sınır Ticareti Ekseninde Eğitimin Anlamı: Öğretmen, Öğrenci ve Veli Deneyimlerine Dayalı Nitel Bir İnceleme
Yunus Emre Avcı

Öz

Bu araştırmanın amacı, sınır ticaretinin yoğun olarak yürütüldüğü bölgelerde eğitim olgusunun öğretmen, öğrenci ve veli perspektiflerinden nasıl deneyimlendiğini ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı iç içe geçmiş tek durum deseni ile yürütülmüştür. Ölçüt örneklemeye bağlı olarak çalışma grubunu, sınır ticaretinden doğrudan etkilenen bir bölgede sınır ticaretiyle uğraşan velilerin bulunduğu okullarda görev yapan 4 öğretmen, babası sınır ticaretiyle uğraşan 4 öğrenci ve sınır ticaretiyle uğraşan 3 veli olmak üzere toplam 11 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, üç farklı katılımcı grubuna uyarlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış; elde edilen veriler tematik analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, sınır ticaretinin eğitim süreçlerini hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle çok katmanlı biçimde etkilediğini göstermektedir. Öğretmen görüşlerine göre, veliler eğitimin önemine inansalar da babaların uzun süre yurtdışında bulunmaları, aile içi iletişimi zayıflatmakta ve öğrencilerin akademik takibinde belirgin kopukluklar oluşturmaktadır. Öğretmenler, öğrencilerin kısa vadeli yüksek kazanç algısına yöneldiklerini, eğitimi ise uzun vadeli getirisi düşük bir süreç olarak değerlendirdiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca ticaret yapan babaların rol model olarak görülmesi, öğrencilerin eğitime yönelik tutumlarında önemli bir belirleyici olarak ortaya çıkmıştır. Veliler, mesleğin ekonomik getirisine rağmen sınır ticaretini aile bütünlüğünü zedeleyen, çocukların eğitimini aksatan ve düzensiz çalışma koşulları nedeniyle sürdürülebilir olmayan bir alan olarak tanımlamış; bu nedenle çocuklarının bu mesleği yapmasını istemediklerini belirtmişlerdir. Veliler ayrıca iş yükü, yorgunluk, şehir dışı seyahatler ve toplantılara katılamama gibi sebeplerle çocuklarının akademik süreçlerine yeterince dahil olamadıklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, sınır ticaretine yönelik algıların daha çok kültürel kazanım, iletişim becerilerinin gelişimi ve yüksek gelir beklentisi temelinde şekillendiği görülmektedir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu sınır ticaretini ekonomik açıdan avantajlı, farklı kültürler tanımaya imkân sağlayan ve özgüven geliştiren bir meslek olarak değerlendirmiş; buna karşın bir öğrenci mesleğin kişisel gelişim açısından sınırlı olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca tüm öğrenciler, babalarının mesleğin doğası gereği yurtdışında ve uzun süreli olarak evden uzak kalmalarının, akademik ve duygusal destekten mahrum kalmalarına neden olduğunu vurgulamıştır. Genel olarak araştırma, sınır ticaretinin bölgedeki aile yapısı, veli–öğretmen–öğrenci etkileşimi ve öğrencilerin eğitim motivasyonu üzerinde çok boyutlu ve derin etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Ekonomik getirinin kısa vadeli cazibesi öğrencilerin eğitimden uzaklaşmasını beslerken; aile içi iletişim ve eğitim takibi, mesleğin doğası gereği zayıflamaktadır. Elde edilen bulgular, sınır ticaretinin güçlü bir ekonomik alan olarak eğitimle rekabet ettiğini ve bu nedenle bölgede aile-çocuk iletişimini güçlendiren programlara, veli bilgilendirme çalışmalarına ve öğrencilerin uzun vadeli eğitim motivasyonunu artıracak politikalara acil ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Sınır Ticareti, Eğitim, Aile Yapısı, Durum Çalışması

Araştırma Makalesi ss. 1 - 26
Zorbalığın Ötesinde Bir Kavram Olarak Akran Nezaketi: Kültürel Değerlere Duyarlı Okul Kültürü Perspektifinden Türkiye Örneği
Gürkan Sarıdaş

Öz

Bu araştırmanın amacı, akran nezaketini Türkiye bağlamında kültürel değerlere duyarlı okul kültürü perspektifiyle ele alarak kavramın kültürel kodlarını ortaya koymaktır. Çalışma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim yaklaşımıyla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu farklı okul türlerinde öğrenim gören 24 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış ve tematik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, akran nezaketinin Türkiye’de ağırlıklı olarak saygı temelli, normatif ve ilişkisel uyumu önceleyen bir yapı sergilediğini göstermektedir. Nezaketin, çoğu zaman çatışmayı önleyici ve ilişkileri koruyucu bir strateji olarak işlediği; bu bağlamda sessizlik, geri çekilme ve uyum sağlama gibi davranışları da içerebildiği belirlenmiştir. Bulgular ayrıca, akran nezaketinin eşitler arası ilişkilerde dahi örtük hiyerarşilerden etkilendiğini ve okul ortamlarında büyük ölçüde örtük müfredat yoluyla öğrenildiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, akran nezaketinin evrensel ve bağlamdan bağımsız bir sosyal beceri olarak ele alınmasının sınırlı kaldığını göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, akran nezaketinin kültürel değerler ve okul kültürüyle ilişkili, çok boyutlu bir olgu olarak yeniden kavramsallaştırılması gerektiğini vurgulamakta ve kültürel değerlere duyarlı okul kültürü literatürüne özgün bir katkı sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Akran Nezaketi, Kültürel Değerlere Duyarlı Okul Kültürü, Örtük Müfredat, Okul Iklimi

Derleme Makalesi ss. 1 - 21
The Myth of Meritocracy in Education: A Philosophical Inquiry into Desert, Success, and Moral Legitimation
Buket Kayışlı Arkadaş

Öz

This article examines the myth of meritocracy in education by focusing on three closely connected concepts: desert, success, and moral legitimation. Its main aim is to analyze how meritocratic discourse transforms educational achievement and failure into moralized categories of deservingness, and how this transformation contributes to the legitimation of educational and social inequalities. The article challenges the modern school’s self-description as a neutral and fair selector by showing that meritocratic language often operates not merely as a technical principle of selection and placement, but as a moral narrative. Within this narrative, educational success is commonly interpreted as the natural and deserved result of individual talent and effort, while failure is framed as evidence of personal deficiency. The study argues that this framing is not politically innocent, since it tends to obscure the structural conditions that shape educational trajectories, including class-based inequalities, unequal starting points, differential access to cultural and social capital, and the hidden curriculum. Drawing on desert theories and contemporary debates in political philosophy, the article emphasizes that deservingness is a normative claim with moral weight rather than a simple description of outcomes. When combined with exam-based sorting and performance regimes, desert discourse can turn grades, test scores, and credentials into markers of moral worth. This moralization has tangible consequences for students’ self-understanding, intensifying experiences of shame, guilt, and diminished self-esteem, especially where error is treated as a failure of character rather than as part of learning. At the institutional level, belief in school meritocracy can also legitimize wider social hierarchies by making unequal outcomes appear fair and inevitable. The study concludes that a post-meritocratic ethics of education should expand justice beyond formal equal opportunity toward a more inclusive horizon that combines distributive and relational justice with recognition and care ethics. Such a horizon reframes assessment around dignity, participation, and growth, and repositions teachers as ethical carers who support students’ flourishing rather than merely as sorting agents. Methodologically, the study is designed as a theoretical and philosophical inquiry in the field of philosophy of education, supported by document-based analysis of selected theoretical and philosophical texts on meritocracy, justice, and education.

Anahtar Kelimeler: Meritocracy, Educational Justice, Desert Discourse, Document Analysis, Ethics of Education

Derleme Makalesi ss. 1 - 15
Innovative Uses of Artificial Intelligence in Special Education Practice: Opportunities and Perspectives
Katalin Mezö, Ferenc Mezö

Öz

Artificial intelligence (AI)–based systems, tools, and services have now permeated nearly every dimension of human life and are increasingly being integrated into educational practice. Nevertheless, their use for special needs education in Hungary remains comparatively limited. This study pursues a dual objective. First, it identifies and systematizes those areas of special education in which the effectiveness of AI applications is already supported by empirical evidence and documented practical implementations. These areas were categorized along the following dimensions: 1) personalized learning and adaptive instructional methodologies; 2) the development of communication and social competencies; 3) AI-driven assistive technologies and accessible design solutions; 4) the role of artificial intelligence in early diagnosis and intervention; and 5) opportunities for AI-supported professional guidance for teachers, including assistance in designing and implementing individualized development plans. Secondly objective of this study is to elucidate the findings of three empirical investigations conducted in Hungary, which examined the pedagogical and special education contexts of artificial intelligence (AI) utilization. The presented studies applied a quantitative, questionnaire-based, cross-sectional research design involving teachers, preservice teachers, and special education teacher students. Data were analyzed using statistical methods (descriptive statistics and chi-square tests) to explore participants’ experiences, attitudes, and willingness to use AI educational tools. The results suggest that, although there is a growing interest among educators in the pedagogical applications of AI, they remain largely unfamiliar with its practical implementation and exhibit considerable uncertainty regarding its potential educational uses.

Anahtar Kelimeler: Artificial Intelligence, Special Education, Educational Robotics, AI Applications, Personalized Learning

Derleme Makalesi ss. 1 - 13
Bridging the Algorithmic and the Human: A Systematic Review of Humanistic Pedagogies for Critical AI Literacy in EFL
Kübra Şık, Rümeysa Pektaş

Öz

The rapid integration of generative artificial intelligence (GenAI) into the field of English as a Foreign Language (EFL) education presents both significant opportunities for pedagogical innovation as well as ethical challenges concerning learner agency, authorship, and the preservation of voice. While AI-enabled tools can help learners through the provision of instant feedback, having documents translated automatically, and by providing personalised learning support, many learners lack critical AI literacy and the ability to recognise algorithmic bias; interpret probabilistic output; and to ethically engage with AI-generated content. The challenges associated with these issues need to be addressed using pedagogical approaches that are based upon humanistic educational values rather than just technical ability. This systematic literature review is the product of a thorough search of 42 empirical and conceptual studies published between 2015 and 2025 and conducted according to PRISMA 2020 guidelines within the contexts of EFL and higher education. The review examines to what extent humanistic pedagogies have been used to develop critically aware learners for AI literacy in the field of EFL. The thematic synthesis of the studies' findings, and the literature overall, suggests three major themes: affecting/humanistic engagement; developing AI literacy through critical thinking; and agency/authorship in relation to AI-generated texts. In addition, the literature clearly shows a shift toward considering AI not merely as a corrective tool, but rather as an equal yet secondary partner in a human-in-the-loop context. Overall, the research shows that humanistic techniques such as reflective dialogue, questioning AI output, editing and disclosing information openly help learners have a sense of authorship, less anxiety when writing, as well as developing ethical judgement and evaluative judgment in relation to what they have written. It is concluded that in order for AI to be used successfully in EFL, there should be an inclusion of the use of AI into pedagogy that promotes and supports autonomy, empathy and reflection on a critical level.

Anahtar Kelimeler: GenAI, Language Teaching, AI literacy, Humanistic View.

Araştırma Makalesi ss. 1 - 24
İlkokulda Saygı, Sorumluluk ve Adalet Değerlerinin Kazandırılmasına Yönelik Okul Temelli Bir Eylem Planına İlişkin Öğrenci, Öğretmen ve Veli Görüşlerinin İncelenmesi
Gürsel Kaya, Tuncay Canbulat

Öz

Bu araştırmanın amacı, ilkokul düzeyinde uygulanan okul temelli bir eylem planının öğrencilerin saygı, sorumluluk ve adalet değerlerini kazanmalarına ilişkin öğrenci, öğretmen ve veli görüşlerini incelemektir. Araştırma, 2025-2026 eğitim öğretim yılında İzmir ili Menderes ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulunda yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve okul temelli eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu öğrenciler, sınıf öğretmenleri ve veliler oluşturmuştur. Veriler; öğrenci ve öğretmen odak grup görüşmeleri, öğretmen ve veli değerlendirme anketleri aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, öğrencilerin saygı değerini nezaket dili kullanma, farklı görüşleri dinleme ve empati kurma davranışlarıyla ilişkilendirdiklerini göstermiştir. Sorumluluk değerine ilişkin görüşlerde görev bilinci, öz denetim ve aidiyet duygusu ön plana çıkarken; adalet değerine ilişkin görüşlerde hak, eşitlik, paylaşım ve ayrımcılık yapmama kavramlarının öne çıktığı belirlenmiştir. Öğretmenler, okul temelli eylem planının değerler eğitiminin daha planlı ve sistemli yürütülmesine katkı sağladığını ifade etmişlerdir. Veliler ise öğrencilerin aile içi iletişimlerinde daha saygılı davranışlar sergilediklerini, sorumluluklarını yerine getirme konusunda daha istekli olduklarını ve paylaşım ile hak gözetme davranışlarında olumlu gelişmeler gözlemlediklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak okul temelli ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülen değerler eğitimi uygulamalarının öğrencilerin günlük yaşamlarına yansıyan olumlu davranış değişiklikleri oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Saygı, Sorumluluk, Adalet, Okul Temelli Eylem Planı

Araştırma Makalesi ss. 1 - 16
Bilişsel Davranışçı Yaklaşım Temelli Psiko-Eğitim Programın Öğrencilerin Akademik Öz-Yeterlik, Umut ve Okulda Öznel İyi Oluş Düzeyleri Üzerindeki Etkisi
Alaattin Ciminli, Hikmet Yazıcı

Öz

Okullarda pozitif psikoloji kapsamında ele alınan akademik öz-yeterlik, umut ve öznel iyi oluş, öğrencilerin okul yaşantılarını olumlu yönde destekleyen temel değişkenlerdir. Bu araştırmanın amacı, bilişsel-davranışçı yaklaşım temelli psiko-eğitim programının öğrencilerin akademik öz-yeterlik inançları, umut ve öznel iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Yarı deneysel desene uygun olarak tasarlanan çalışma, pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Pilot uygulama sonucunda psiko-eğitim programı gözden geçirilerek asıl uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön test- son test ve izleme testi olarak Akademik Öz-Yeterlik Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Ergenler İçin Kısa Okulda Öznel İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna 12 oturumluk bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programı uygulanmış, plasebo grubuna akademik öz-yeterlik, umut ve öznel iyi oluşla ilişkisi olmadığı belirlenen etkinlikler sunulmuş, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmada tüm gruplara ön test, son test ve izleme testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, bilişsel-davranışçı psiko-eğitim programının öğrencilerin akademik öz-yeterlik, umut ve okulda öznel iyi oluş düzeylerini anlamlı düzeyde artırdığını göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Öz-Yeterlik, Umut, Öznel Iyi Oluş, Bilişsel-Davranışçı Yaklaşım

Araştırma Makalesi ss. 1 - 20
International Baccalaureate Educational Philosophy: Teachers’ and School Administrators’ Views
Esra Kalafatoğlu Alan, Faruk Levent

Öz

This study aims to examine teachers’ and school administrators’ views on the International Baccalaureate (IB) educational philosophy. A qualitative case study design was employed. The study group, selected through convenience sampling as a form of purposeful sampling, consisted of teachers and school administrators working in private schools in Istanbul that implement the IB Primary Years Programme (PYP), Middle Years Programme (MYP), and Diploma Programme (DP). Data were collected through face-to-face semi-structured interviews and analysed using content analysis. The findings indicate that the IB Programme aims to educate individuals who possess the attributes of the IB learner profile and are characterised as “global citizens” with intercultural awareness and universal values. Participants also reported that IB education adopts a skill-based approach to equip learners with competencies aligned with contemporary needs. Furthermore, teachers were emphasised as key role models who embody the IB educational philosophy and guide students through inquiry-based learning processes. Finally, the findings highlight the critical role of parents as important stakeholders, underscoring the significance of their awareness and adoption of the IB educational philosophy, as well as their cooperation with schools to ensure its effective implementation.

Anahtar Kelimeler: Philosophy, Education philosophy, International Baccalaureate

Derleme Makalesi ss. 1 - 23
Akademik Erteleme Davranışı Üzerine Bibliyometrik Bir İnceleme
Beyza Sıla Güleğlen, İsmail Satmaz

Öz

Bu araştırmanın amacı, akademik erteleme davranışı üzerine 1995–2025 yılları arasında yayımlanan bilimsel makaleleri bibliyometrik göstergeler aracılığıyla inceleyerek alanın gelişim eğilimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, nicel yöntem ve betimsel bibliyometrik araştırma deseniyle yürütülmüştür. Veri kaynağı olarak Web of Science veri tabanı kullanılmış; “academic procrastination” anahtar sözcüğüyle yapılan tarama sonucunda yayın türü makale, yayın dili İngilizce ve kategori “Education ve Educational Research” olacak şekilde sınırlandırma yapılmıştır. Bu ölçütler doğrultusunda 229 makale analiz kapsamına alınmıştır. Veriler VOSviewer yazılımı aracılığıyla analiz edilmiş; yayın yılı, atıf sayısı, toplam bağlantı gücü, yazar, dergi, üniversite, ülke ve anahtar kelime değişkenleri açısından değerlendirilmiştir. Bulgular, akademik erteleme konusundaki yayınların özellikle 2011 yılından sonra artış gösterdiğini, 2020 sonrası dönemde ise bu artışın belirgin biçimde hızlandığını ortaya koymuştur. Ülke düzeyinde Çin Halk Cumhuriyeti yayın ve atıf sayısı bakımından öne çıkarken, Türkiye toplam bağlantı gücü açısından dikkat çekici bir konuma sahiptir. Anahtar kelime ve özet terimi analizleri, alanın akademik erteleme, akademik başarı, öğrenci ve çalışma kavramları etrafında yapılandığını göstermektedir. Sonuç olarak akademik erteleme, yalnızca bireysel bir çalışma alışkanlığı sorunu değil; akademik başarı, öz-düzenleme, motivasyon ve psikolojik iyi oluşla ilişkili çok boyutlu bir araştırma alanı olarak değerlendirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Akademik Erteleme, Bibliyometrik Analiz, Web of Science, Vosviewer, Akademik Başarı

Araştırma Makalesi ss. 1 - 19
Tracing the Conceptual Transformation of Corporal Punishment in The Foundations of Modern Pedagogy
Mariana Arbeláez-Cataño

Öz

This article examines how corporal punishment was conceptualized, justified, and gradually displaced within the foundational texts of modern pedagogy. Designed as a theoretical genealogy, that is, a historically informed conceptual analysis that traces how ideas transform across a defined intellectual tradition, the study draws on the primary educational writings of five canonical figures (Comenius, Locke, Rousseau, Pestalozzi, and Herbart) and on the secondary scholarship that has interpreted their work. Sources were selected based on thematic relevance, philosophical proximity to the concept of punishment, and historiographical significance. The analytical procedure combines close textual reading of primary sources with a relational synthesis that traces conceptual threads across authors. The interpretive strategy is explicitly non-linear: it does not offer a chronological survey or a narrative of progressive abolition but argues that the transformation of punishment in modern pedagogical thought is best understood as a relational shift that goes from punishment as an instrument of school discipline (with Comenius) toward punishment as a technology of school governance (with Herbart). Throughout this transition, conceptions of the body, childhood, and schooling changed in tandem with the logic of punishment, not eliminating it, but displacing its moral architecture. The analysis situates these authors within their historical and philosophical contexts, identifies persistent gaps in the existing scholarship, and argues that studying the historical roots of punitive practices enriches contemporary debates on discipline, education, and child rights.

Anahtar Kelimeler: Corporal Punishment, History of Education, Modern Pedagogy, Childhood, Discipline, Governance

Derleme Makalesi ss. 1 - 24
Sivil ve Etno-Kültürel Ulusalcılık Paradigmalarının Eğitim Sistemlerine Etkisi: Fransa, Almanya ve Türkiye Karşılaştırması
Oya Güler

Öz

Modern ulus-devletlerin inşası, yerel/etnik/dinî aidiyetleri merkezi otoriteye yönelten toplumsal dönüşümleri gerektirmiştir. Bu süreçte zorunlu ve standartlaştırılmış halk eğitimi, ortak bir ulusal kimliğin üretilmesinde temel araç olarak işlev görmüştür. Bu çalışma, sivil-siyasal ve etno-kültürel ulusalcılık ayrımı ekseninde, Fransa, Almanya ve Türkiye’de ulusalcılığın eğitim sistemlerinin kuruluş felsefesini ve kurumsal düzenini nasıl biçimlendirdiğini; ayrıca küreselleşme, göç, ulusüstü entegrasyon, dijitalleşme ve çokkültürlülük tartışmaları karşısında bu paradigmalarda gözlenen dönüşüm gerilimlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yöntem, ulusalcılık kuramları, karşılaştırmalı eğitim, tarihsel sosyoloji ve siyaset bilimi literatürünü kapsayan disiplinlerarası bir alanyazın taraması ve eleştirel değerlendirmeye dayanmaktadır. Bulgular, Fransa’da cumhuriyetçi-sivil ulus anlayışının laik, parasız ve zorunlu okul üzerinden kültürel asimilasyonla tamamlandığını; 2004’te kamusal okullarda dinî sembol yasağı gibi düzenlemelerin göçmen entegrasyonu ve çokkültürlülükle gerilimi görünür kıldığını göstermektedir. Almanya’da ulusun Volk/Kulturnation olarak kavramsallaştırılması ve Bildung geleneği, eğitimi kültürel-dilsel sürekliliğin taşıyıcısı yaparken, üçlü okul yapısı ve tracking mekanizmaları göçmen kökenli çocukları sistematik olarak alt statülü hatlara yönlendirebilmekte; savaş sonrası yüzleşmeye karşın Leitkultur ve “çokkültürlülük krizi” tartışmaları politikaları etkilemektedir. Türkiye’de ise 1924 Tevhid-i Tedrisat ile Fransız tarzı merkeziyetçi-laik çerçeve benimsenmiş, ancak Türk Tarih Tezi/Güneş-Dil Teorisi ve ders kitabı söylemleriyle etno-kültürel dışlayıcılıklar içeren hibrit bir model oluşmuştur; 2005 müfredat reformu ve AB sürecine rağmen dar milliyetçilik ve homojenleştirme eğilimi sürmüş, popülist milliyetçilik son dönemde ulusalcı söylemi yeniden güçlendirmiştir. Sonuç olarak, eğitim müfredatı, ritüel ve öğretmen yetiştirme aracılığıyla “ideal vatandaş” ı üretirken, üç ülkede de ulusal birlik hedefi ile çoğulculuk/demokratik yurttaşlık gereksinimleri arasında kalıcı bir gerilim yaratmakta; bu gerilimi aşmaya dönük politikalar için karşılaştırmalı ve eleştirel bir çerçeve zorunlu görünmektedir.

Anahtar Kelimeler: Ulus-Devlet İnşası, Ulusal Kimlik, Eğitim Sistemi, Sivil-Siyasal Ulusalcılık, Etno-Kültürel Ulusalcılık, Karşılaştırmalı Analiz